Ay Isigi Kirmizi Turuncu Yesil Mavi Mor Gri Siyah
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa yardim ara giris kayit
  Sohbet.Gen.tr Forum > Genel & Güncel > Müzik Dünyası > Müzik Haberleri > KLASİK FRANSIZ ŞANSONLARININ UNUTULMAZLARI VE YAŞAMLARI
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

Sayfa: [1] Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadi Say Bu Konuyu Gönder Yazdir
Gönderen Konu: KLASİK FRANSIZ ŞANSONLARININ UNUTULMAZLARI VE YAŞAMLARI (Okunma Sayısı 1508 defa)
25 Ekim 2008, 14:50:32
Üye Bilgileri

eda_32

Miss Üye
Successor(~)
*
Avatar Yok

Mesaj Sayısı: 3247

Radyomuzu Dinlemek için wWw.Sohbet.Fm Sitemizi Ziyaret Edebilirsiniz.
Nerden: İstanbul
You will be the sun into my raining season


Üyelik Bilgileri Offline
« :»

Charles Trenet: 20. yüzyılın en önemli şanson yazar ve yorumcularından biridir. Hatta kendisi için Fransız şansonunu günümüze uyarlayan insan bile deniyor. 20’li yaşlarında başladığı sahne macerasını müzik eleştirmenleri bir basamak olarak kabul ediyor. Şanson tarzını caz ile harmanlayan “kaptan” lakaplı müzisyen, şarkı sözlerinde gerçek üstü ögelere yer vermesiyle de ünlü. Canavarlar, Tanrı’ya götürülen mektuplar gibi mistik konulara şansonlarında yer veren Trenet’nin hayal dünyasının genişliği şanson tarihini direkt olarak etkilemiş. Kimler etkilenmedi ki onun tarzından? Ismini bildiğimiz pek çok Fransız şarkıcı var bu listede: Edith Piaf, Jacques Brel, Charles Aznavour…




Şarkıları elbette pek çok dilde yorumlandı Trenet’nin. 2001 yılında öldüğünde, Fransa’da âdeta milli yas yaşandı. Ömrü boyunca her çalışması azalmayan bir ilgiyle karşılanan müzisyenin ölümünden sonra da bu ilgi ve sevgi eksilmedi, ancak arttı. Hatta hayattayken yayımlanmamış parçaları "Je n’irai pas a Notre-Dame" albümünde bir araya toplandı.

Edith Piaf: Gerçek bir efsane var karşımızda. 1915 doğumlu müzisyen, çileli ve kısa bir hayat sürdü ve 1963’te öldü. Bu kadarcık zamanda bile adını müzik dünyasının tepesinde bir yerlere yazdırmayı, bugün bile Fransız müziği sevenlerin vazgeçemediği isimlerden biri olmayı başardı. Bu küçücük kadın, Fransa’nın sembollerinden biri desek yalan olmaz.


Sokaklarda şarkı söylerken bir kabare sahibi tarafından keşfedilmesiyle hayatı değişmişti Piaf’ın. Gerçi bu soyadını sahneye çıkmaya başladıktan sonra aldı. II. Dünya Savaşı’nda halka ve askerlere şarkılarıyla moral veren müzisyenin özel hayatı hiçbir zaman mutluluklara sahne olmadıysa da şimdi onun şarkıları kimi mutlu ve romantik anlara fon oluyor. “La Vie En Rose” şarkısını bilmeyen var mı?



Jacques Brel: İşte bir sembol isim daha. 1929’da Belçika’da doğan Brel, son derece özel bir müzisyen olmasına rağmen şarkı yorumculuğunu kendisine pek uyduramadığını söylüyordu. Nitekim 1966’da sahne macerasından vazgeçti ve kendini sinemaya, tiyatroya, denizciliğe verdi. Zaten ömrünün son yıllarını bir adada geçirdi. 1978’de Paris’te öldüğünde geride “Ne Me Quitte pas”, “Les Bonbons”, “Les Vieux”, “Amsterdam” gibi ölümsüz şarkılar ve milyonlarca hayran bırakmıştı. Şarkılarında asıl ülkesi Belçika’ya sık sık yer veren Brel’i tanımıyorsanız mutlaka tanışın deriz.





Yves Montand: 1921 doğumlu sanatçı aslında İtalyan olmasına karşın Fransız müziğinin önemli temsilcilerinden biri olmuştur. Zira çok küçükken ailesi ile birlikte Fransa’ya yerleşmiş ve orada büyümüştür. Çok fakir bir çocukluk süren sinema düşkünü bu genç, sahnelere stand-up gösterileri yapmak için adım atsa da Edith Piaf ile tanıştığında müzisyen tarafı ağır basar. 1991’de ölene kadar pek çok ünlü şiiri şanson tarzında yorumladı. Şarkı yazarlığı onun güçlü tarafı olmamıştır hiçbir zaman ama üstün bir sese ve yorum yeteneğine sahip olması onu Fransız müziğinin efsane isimleri arasına sokmaya yetmiştir. “A Paris”, “Chant des Partisans” gibi unutulmaz şarkılarından edinip dinlemeye bakın.



Charles Aznavour: Sanatçı bir ailenin oğlu olarak sanatın beşiği Paris’te dünyaya gelince, müzisyen ve oyuncu bir kişilik olarak yetişmesi belki de doğaldı Aznavour’un. Edith Piaf dokunuşuyla hayatı değişenler kervanındandı o da. Onunla birlikte turnelere katıldı. Hep aşktan bahseden şarkılar söyledi, aşk filmlerinde rol aldı. İngilizce’ye ve başka birkaç dile de hakimdi, hatta yazdığı en ünlü şarkı da İngilizce’ydi: “She”. Fransız yeni dalga sinemasında arka fon olarak sık sık onun şarkılarının kullanıldığını da ekleyelim.



Gilbert Becaud: 1927’de doğan Fransız müzisyen, sahnedeki inanılmaz enerjisi nedeniyle “monsieur 100.000 volts” takma adıyla anılır. Piyanoyu hem çalıp hem üzerine çıkıp zıplaması üzerine bu lakabı almış olsa gerek. Aznavour ve Piaf ile birlikte söylemiş, James Brown ve Bob Dylan gibi isimler ile de çalışmış olan Becaud, 2001’de bu dünyadan ayrıldıysa da geride “Nathalie” ve “C’est en Septembre” gibi unutulmaz şarkılarını bıraktı.



Georges Moustaki: Yunan asıllı Fransız şarkı – şiir yazarı, yorumcu ve oyuncu, Piaf, Dalida gibi birçok ünlü sanatçı tarafından el üstünde tutuldu, eserleri seslendirildi. Küçüklüğünü Mısır’da, gençliğini Fransa’da geçiren sanatçı, farklı kültürleri böylelikle bir araya getirip hepsinden ilham alabildi. Edith Piaf için şarkılar yazarak müzik hayatına asıl girişini yapan müzisyen, bir süre sonra kendi şarkılarını kendisi seslendirmeye başladı. “Le Meteque”, “Ma Solitude”, “Le Fecteur” en bilinen parçalarından




« Son Düzenleme: 30 Temmuz 2009, 09:45:52 Gönderen: eda_32 » Logged

Geçer dediklerimi geçirdim! Biter dediklerimi bitirdim! Nefret ettiklerimi sildim,silkindim yeter dedim! Geride bıraktıklarım hesap sormaya kalkmasın o yüzden bana. Farkında olduğum için var oldunuz, vazgeçtiğim için bugün yoksunuz.... O yüzden siz ne yapın biliyormusunuz ? Bir daire çizin, içine girin ve kendi çapınızda eğlenin Wink
Sayfa: [1] Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadi Say Bu Konuyu Gönder Yazdir
Gitmek istediğiniz yer:

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Sohbet.Gen.tr Forum
Thema Edit ßy Sohbet Team | Powered by SMF 1.1.11.
© 2007, Simple Machines LLC. All Rights Reserved.
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!